"Keske rolleri degisseydik ve her seyin icine eden ben olsaydim; toparlamaya calismak, toparlamasini beklemekten daha az yorucu oluyor." dedi genc kiz ve gitti.

"Keske rolleri degisseydik ve her seyin icine eden ben olsaydim; toparlamaya calismak, toparlamasini beklemekten daha az yorucu oluyor." dedi genc kiz ve gitti.

Öyle bir dünya olsun

Bazen diyorum ki bir hafta, onbeş gün falan olsun. Bazen de diyorum ki bir gün en fazla üç saat olsun. Bazen de güneş hiç batmasın diyorum.

Hangimiz demiyoruz ki zaten.

Bodrum

Denizden çıkıp kururken birapattes yapmaktan, sabah 7de uyanıp aşille denize taş atıp bulmaca/çıkarmaca oynamaktan, yürüyüş yapmaktan, güneş sonrası kremi sürüp kurumasını beklerken uyuyakalmaktan, akşam deniz kenarında rakı meze yapmaktan, balkona sandalye atıp bi bira açıp uykusuz yaz okumaktan, sabaha karşı uyanıp babamın yanına yatmaktan, soğuk suyla banyo yapmaktan, sokakta terlikle yürümekten, yıldızlara bakmaktan, istanbul’u ve içindekileri özlemekten keyif alıyorum.

Ama bugün yeni tanıştığım bir kadının elini sıkmaya çalışırken bana o eli öptürmesinden hiç keyif almadım ve ortamı terkettim.

Vurgulu

Hiçbir şey değişmeyecek demek var, hiçbir şey değişmeyecek demek var.

Bodrum

Atatürk havalimanında bir şişe diyet kolayı 6 liraya, patatesli poğaçayı 3 liraya satıyolar. Ayrıca poğaçanın içine dereotu koydukları konusunda kimseyi uyarmıyorlar. Yetmezmiş gibi geldiğimin üçüncü saatinde dişçi koltuğuna oturtuluyorum ve önümüzdeki üç günün de bu şekilde geçeceğini öğreniyorum.
Ha bir de çantamı boşaltırken fotoğraf makinasının şarj aletini alıp kendisini, telefonumun kendisini alıp şarj aletini, bikinimin üstünü alıp altını unuttuğumu farketmem de cabası.

Neyseki birapattes var.

Yalan yok, istiyorum.

Bu blog hiç boş kalmayacak. Öyle istiyorum. Bilemezsiniz.

Sadece sıkıldığında yaratıcı olabilen insanlar vardır. Onlardan biri olmaya çok yakınım.